Dijital Kamusal Alanda Yaş Sınırı: Avustralya’nın Sosyal Medya Düzenlemesi ÜzerineYazılar

Ebeveyn ve eğitimcilerin artan endişelerine bir cevap niteliğindeki bu düzenleme, sosyal medya kullanımını “ehliyet” veya “alkol” kullanımı gibi belirli bir olgunluk düzeyine ve yasal sınıra tabi tutmayı hedefliyor. Avustralya hükümeti tarafından teknoloji devlerine karşı devletin düzenleyici rolünü yeniden tanımlayan bu yaklaşım, “ulusun karşılaştığı en büyük sosyal ve kültürel değişimlerden biri” olarak nitelendiriliyor.
4 Ocak 2026 • Kriter Dergi

Avustralya’da 16 yaş altı gençlerin sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan yasal düzenleme ile X, Instagram, Facebook, TikTok, YouTube, Snapchat, Reddit, Twitch, Threads ve Kick platformlar artık yaş kısıtlamasına tabi tutuluyor. Yüz binlerce insanın yaşam pratiğini doğrudan etkileyen kapsamlı bir düzenleme olması hasebiyle de bu konu siyaset, özgürlük, pedagoji, reklamcılık gibi birçok bağlamda tartışılıyor. Ancak her şeyden önce bu yasal düzenleme, iletişim sosyolojisi bağlamında değerlendirilmelidir. Çünkü modern dijital ekosistemde, çocukların nasıl korunacağı ile teknoloji devlerinin sorumluluğu arasındaki ilişkiye dair soru işareti, bu düzenleme ile uluslararası kamuoyunun gündeminin merkezine gelmiş oldu.

Ebeveyn ve eğitimcilerin artan endişelerine bir cevap niteliğindeki bu düzenleme, sosyal medya kullanımını “ehliyet” veya “alkol” kullanımı gibi belirli bir olgunluk düzeyine ve yasal sınıra tabi tutmayı hedefliyor. Avustralya hükümeti tarafından teknoloji devlerine karşı devletin düzenleyici rolünü yeniden tanımlayan bu yaklaşım, “ulusun karşılaştığı en büyük sosyal ve kültürel değişimlerden biri” olarak nitelendiriliyor.

 

Teknik Uygulanabilirlik

Düzenlemenin yasal çerçevesi, platformları işlevlerine göre kategorize ederek belirli bir kapsama alanı oluşturuyor. Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok, Reddit, X (Twitter), YouTube, Threads, Twitch ve Kick bu yasak kapsamındaki ana mecralar olarak belirlenirken; WhatsApp, Discord, Messenger, Roblox, Pinterest ve YouTube Kids gibi mesajlaşma ve oyun odaklı mecralar halihazırda muafiyet kapsamında. Ancak Discord gibi platformların mesajlaşma odağı nedeniyle statüsünün hâlâ tartışmalı olması, yasal tanım ile teknik pratik arasındaki gri alanları ortaya koyuyor. Sistemin işleyişi, bireyleri cezalandırmak yerine sorumluluğu tamamen platformlara yüklemek üzerine kurulu. Şirketler, 16 yaş altı kullanıcıların erişimini engellemek için “makul adımları” atmakla yükümlü kılınıyor; bu sorumluluğu yerine getirmeyen mecralar için 49,5 milyon Avustralya doları (yaklaşık 33 milyon ABD doları) tutarında ağır idari cezalar öngörülüyor.

Teknik uygulamanın nasıl olacağı ise henüz tam olarak netleşmiş değil. Bireylerin gizlilik hakları ile denetim mekanizması arasında bir uyuşmazlık söz konusu. Gizlilik endişeleri nedeniyle şirketlerin kullanıcılardan pasaport veya ehliyet gibi resmi kimlik belgeleri talep etmesi yasaklanmış durumda. Bunun yerine, yüz ve ses analizi yoluyla “yaş tahmini” (Age Estimation), işletim sistemlerinden gelen cihaz sinyalleri ve okul saatlerindeki aktivite düşüşleri gibi davranışsal verileri içeren eğitim setlerine dayalı algoritmik çözümlerin kullanılması bekleniyor. Bu tip çok katmanlı veri setlerinin kullanılmasının nedeni ise Avustralya hükümeti tarafından mevcut sistemin başarısız görülmesi. Daha önceki 13 yaş sınırının pratikte aşıldığına dair veriler mevcut; zira yasak öncesi dönemde 8-12 yaş grubundaki çocukların yüzde 80’i aktif birer sosyal medya kullanıcısı (eSafety Commissioner, 2025). Platformların, “neutral age gate” olarak adlandırılan kullanıcının beyan ettiği doğum tarihini doğrulamaksızın kabul eden sistemleri, çocukların yaşlarını büyük göstererek sisteme girişini kolaylaştıran temel bir açık olarak tanımlanıyor.

Tespit kapasiteleri incelendiğinde, Meta’nın (Facebook/Instagram) yapay zekâ araçlarının 13-17 yaş grubunu 18+ gruptan ayırmaya odaklandığı ancak 13 yaş altını tespit edecek özel bir model geliştirmediği görülüyor. Reddit ise kullanıcıların yaş verisini toplamadığını beyan ederek çocukların platformdaki varlığı konusunda bir veri sahibi olmadığını kabul ediyor. TikTok’un 2024’ün üçüncü çeyreğinde 90 bin hesabı kapatmasına rağmen genel tabloda hesabı kapatılan çocukların oranının yüzde 10 gibi düşük bir seviyede kalması, denetim mekanizmalarının zayıflığını gösteriyor. Ayrıca şikâyet süreçlerinin karmaşıklığı, örneğin Instagram ve Facebook’ta bir hesabı “yaşı küçük” diye raporlamanın 5-6 adım süren zorlu bir süreç olması, TikTok ve Discord’un daha basit uygulama içi çözümler sunmasıyla tezat oluşturuyor.

Çok Boyutlu Etkiler

Devletin bu yasayı bir “geciktirme” stratejisi olarak görmesi, meselenin biyolojik ve gelişimsel boyutlarına dayanıyor. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, “şekillendirilebilir beyinler” (malleable brains) kavramı ile çocukların algoritmik akışlara, akran baskısına ve siber zorbalığın yıkıcı etkilerine karşı korunması gerektiğini savunuyor. Temel argüman, çocukların algoritmalar tarafından manipüle edilmeden önce kendi kimliklerini inşa etme hakkına sahip olmaları. Bu perspektifle, yasanın başarısının sadece teknik engellemelerle değil; uyku düzeni, sosyal etkileşimler ve antidepresan kullanımı gibi uzun vadeli (longitudinal) verilerin takibiyle ölçülmesi planlanıyor. Ancak bu düzenleme, toplumun farklı kesimlerinde farklı direnç ve kabul mekanizmalarıyla karşılaşıyor. “Dijital yerliler” (digital natives) olarak tanımlanan 13-15 yaş grubu, yasanın teknik boşluklarını en iyi bilen ve iletişim haklarının kısıtlandığını savunan grup. Gençlerin örneklediği üzere, bir platform yasaklandığında alternatiflere yönelmek, VPN kullanmak veya ebeveyn hesapları üzerinden erişim sağlamak yaygın yöntemler. Hatta iki gencin, yasanın politik iletişim özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle anayasal itiraz davası açması, konunun hukuk felsefesi boyutunu da tartışmaya açıyor. Buna karşın, algoritmaların kendilerini içine çektiğini ifade eden bazı gençler ise şirketlerin sorumluluk almasını olumlu karşılıyor.

Ebeveyn cephesinde ise bir “rahatlama” ile “suç ortaklığı” çelişkisi yaşanıyor. Birçok ebeveyn, devletin “kötü polis” rolünü üstlenmesini omuzlarından kalkan bir yük olarak görüyor. Ancak veriler, 8-12 yaş grubundaki çocukların yüzde 77’sinin hesap açarken yardım aldığını ve bu yardımın yüzde 88’inin bizzat ebeveynlerinden geldiğini gösteriyor (eSafety Commissioner, 2025). Sosyal dışlanma korkusu (FOMO), ebeveynleri yasağın delinmesinde aktif birer paydaş haline getiriyor. Ayrıca bazı ebeveynler, çocuklarının yıllardır bu mecralara maruz kalmış olması nedeniyle yasanın çok geç kaldığını savunuyor.

Kurumsal düzeyde teknoloji devleri, uygulamanın zorluğu ve potansiyel yan etkiler konusunda uyarılar yapıyor. Teknik altyapının aceleye getirildiğini savunan şirketler, yüz analizi gibi teknolojilerin hata paylarına ve gizlilik risklerine dikkat çekiyor. Ticari açıdan Snapchat’in 440 bin, Instagram’ın ise 350 bin kullanıcısını kaybetme riski, ciddi bir darbe olarak nitelendirilmekte. Daha da önemlisi, şirketler bu yasağın, çocukları Reddit veya Discord gibi daha az denetlenen “internetin karanlık köşelerine” itebileceği konusuna dikkat çekiyor. Eğitimciler, dikkat süresi ve öz düzenleme becerilerindeki gerilemeyi durdurmak adına yasağı bir “devrim” olarak görse de Uluslararası Af Örgütü gibi sivil toplum kuruluşları, “topyekün bir yasağın” çocukları gizliliğe iterek istismar riskini artırabileceğini savunuyor.

Sonuç olarak Avustralya’nın bu girişimi sadece yerel bir düzenleme değil, küresel ölçekte bir dijital politika deneyi. Danimarka ve Malezya gibi ülkelerin de benzer kısıtlamaları gündemlerine alması; Avustralya’daki uygulama sonuçlarının (VPN kullanımı, platform uyumu ve toplumsal tepkiler) dünya genelindeki politika yapıcılar için temel bir referans noktası olacağını gösteriyor. Bu süreç, her açıdan önemli bir dönemeç. Zira bu tablo; dijital hegemonyanın hüküm sürdüğü bir ortamda, kâr odaklı şirketlerin güdümündeki sosyal medya platformları ile ulus devletlerin kamu yararı hedefi arasındaki dengenin nerede kurulacağını gösterecek; dolayısıyla dijital egemenlik ile bireysel özgürlükler arasındaki yeni sınırı da belirleyecektir.

 

Kaynaklar