benim babam

benim babam iyi adam, ben o kadar değilim.
babam bana hep mutedil olmam gerektiğini söyler,
benim beş kere burnumu kırdırmışlığım var.
babam her gün saatlerce kur’an okur,
benim hâlâ bu dünyadaki yerimle ilgili en ufak bir fikrim yok.
öyle ya, ben allah’a inanmamız gerektiğini düşünürüm, babam iman eder.
servisteki kelli felli adamlar, gözlerindeki parıltıyla babama çokça selam söyler;
beni kim hangi duyguyla selamlar bilmiyorum.
babam ne derse desin kimse kırılmaz;
ben çok konuşmam, yine de binlerce kırgınlık biriktirdim.
babamla aramızda otuz yaş var.
onun geleceğe dair keşkeleri var, benim geçmişe dair.
babam birçok kez para kaptırdı.
benden en yakın arkadaşlarım dahi borç isterken çekinir.
ben mültecilere yönelik yardım faaliyeti organize ederim,
babam çoktan onlarla kardeştir.
babam köprüyü geçene kadar ayıya dayı dememiz gerektiğini söyler,
ben hep bildiğim tüm ayıları öldürüp yol üstündeki köprüleri yaktım.
benim babam iyi adam, ben o kadar değilim.

ömer burak tek,
üç mayıs iki bin yirmi,
ankara.