ses oluyor, iyi oluyor

Bütün işlerin acil olduğu ama hiçbir işin aciliyetinin olmadığı klasik bir iş gününün stres ve yorgunluğunu kamu binasının içinde bırakıp arabasını Kızılay’a doğru sürdü.
Cajun Corner’de her zamanki menüden söyleyip arkadaşının fiyatların artışı ve patateslerin azalışı temalı konuşmasını dikkatlice dinledi.

Konu oraya nasıl geldi o da hatırlamıyor, bir anda kendini Kemâlist aydınlanma pratiğinin kadın bedenini modernleşmenin bir unsuru olarak kullandığını anlatırken buldu.
Aydınlanmacı zihnin sadece batının tarihsel gelişimini dikkate aldığı, din algısının Türkiye’deki feminist hareketi derinden etkilediği, bu çıkmazların nasıl çözüleceği ve aynı zamanda bir erkek olarak bu meselelere dair cümle kurmanın ne denli zor olduğuna ilişkin konuşmasını heyecanla sürdürdü.
Sözün şehvetine öyle kapılmıştı ki nefes nefese kaldı.
Bir yandan yudumladığı kahvenin boğazından aşağı daha hızlı inmesi için yutkunuyor, bir yandan elini kolunu sallıyor, bir yandan hunharca konuşuyordu.
Sonra bir an duraksadı. Derin bir nefes aldı.
“Sıkmıyorum değil mi ya seni?” diye ünledi.
“Yok ya,” dedi arkadaşı, “ses oluyor, iyi oluyor”.
O da anlatmaya devam etti.